RİSK TÜRLERİ İTİBARIYLA RİSK YÖNETİMİ POLİTİKALARI
Kredi Riski
Kredi riski; nakdi kredilerde borçlunun beklenen anapara-faiz ödemelerini ve diğer yükümlülüklerini gerçekleştirememesi, alımı yapılan menkul kıymeti ihraç eden kurumun yükümlülüklerini yerine getirememesi, gayri nakdi kredilerde garanti sağlanan finansman kuruluşuna veya sigorta teminatı sağlanan ihracatçıya/müteahhide/kuruluşa Banka tarafından tazminat ödenmesi sonucu ortaya çıkan kayıpları ifade etmektedir.
Banka’da aktiflerin sermaye yeterliliği hesaplamaları çerçevesinde dikkate alınan risk ağırlıkları BDDK düzenlemeleri çerçevesinde belirlenmektedir.
Yıllık programlarda belirlenen Banka’nın alt krediler bazındaki hedeflerinin gerçekleştirilebilmesini teminen Yönetim Kurulu’na verilen yetki çerçevesinde kredi kullandırılmaktadır.
Türk Eximbank’ın kredi, garanti ve sigorta faaliyetleri nedeniyle yüklendiği politik risklerden doğan zararları 3332 sayılı Kanun’a 3659 sayılı Kanun’la eklenen 4/C Maddesi ve 28 Mart 2002 tarih ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından karşılanmaktadır. Alıcı Kredileri, işlem bazında Yönetim Kurulu Kararı ve 28 Mart 2002 tarih ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 10’uncu maddesi gereğince T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bağlı olduğu Bakan Onayı ile uygulamaya konulmaktadır. Banka’nın yıllık programında herhangi bir ülkenin limiti gerek üstlenilebilecek azami risk gerekse yıl içi kullandırım bazında sınırlandırılmaktadır.
Alıcı Kredileri kapsamında asli teminat olarak devlet garantisi veya Türk Eximbank’ın muteber kabul ettiği banka garantisi aranmaktadır. Devlet garanti mektupları borçlu ülkenin mevzuatına bağlı olarak Maliye veya Ekonomi Bakanlığı tarafından düzenlenebilmektedir. Garanti mektupları krediye ilişkin anapara, faiz ve diğer tüm masrafların ödeneceğini taahhüt etmekte ve kredinin vadesi süresince geçerliliğini korumaktadır. Devlet garantisi teminatına ek olarak, alıcı kredisi aracı banka borçlu cari hesap taahhütnamesi ve yurt dışı teminat mektupları gibi ilave teminatlar da talep edilebilmektedir.
Ülkelerin kredi değerliliği açısından, OECD ülke risk gruplamaları, Berne Union üyesi kurumların raporlamaları, bağımsız kredi derecelendirme kuruluşlarının raporları, Banka bünyesinde hazırlanan ülke raporları ve riski alınan bankaların mali tabloları düzenli olarak izlenmektedir.
Firma ve bankaların risk ve limitleri düzenli olarak sorumlu birimlerce izlenmektedir. Yurt içi ve yurt dışı banka limitleri gereksiz tahsis edilen limit tutarlarının sadeleştirmeye gidilerek Basel III Kuralları ile tam uyumlu hâle getirilmesini esas alan ve nitel ile nicel kriterlere dayalı bir Banka metodolojisi kullanılarak hesaplanmaktadır.
Kredi tahsis sürecinde müşterinin; kredi değerliliği, fon sağlama gücü, nakit akışı, likidite imkânları, risk analizi kriterleri, borç ödeme gücü, ihracat hacmi, potansiyeli ve segmenti bir bütün olarak değerlendirilerek, teminat yapısı belirlenmektedir.
Firmalardan temin edilen finansal ve organizasyonel bilgilerin yanı sıra çeşitli kaynaklardan (TCMB memzuç kayıtları, Ticaret Sicil Gazeteleri, Ticaret Odası kayıt bilgileri, T.C. Ticaret Bakanlığı verileri, Bankalar, aynı sektörde faaliyet gösteren diğer firmalar vb.) yararlanılarak, doğrulama ve kapsamlı araştırma yöntemi izlenmektedir. Diğer taraftan Banka, firmaya ait son üç yıllık mali tabloların analizinin yanı sıra firmanın içinde bulunduğu sektörün mevcut durumunu, yurt dışındaki hedef pazarlardaki ekonomik ve politik gelişmeleri, firmanın yurt içindeki ve yurt dışındaki rakipleri karşısındaki avantaj ve dezavantajlarını, bunları etkileyen unsurları da dikkate alarak firmanın genel bir değerlendirmesini yapmaktadır. Öte yandan, Türk Eximbank’la ilişkisi olan firmanın bir holding veya holdingleşmemiş bir grup bünyesi içinde faaliyet göstermesi durumunda ise firmanın içinde bulunduğu grubun faaliyetlerini etkileyebilecek gelişmeler ile grup bazında banka borçları da yakından incelenmekte ve firma değerlendirmesinde grup riski unsuru dikkate alınarak firma analiz raporu hazırlanmaktadır.
Banka, türev ürünler dahil gerçekleştirdiği tüm yabancı para cinsinden işlemlerde, Yönetim Kurulu tarafından onaylanmış limitler çerçevesinde hareket etmektedir. Kredi riskinin sektörel ve coğrafi dağılımı, Türkiye ihracat kompozisyonuna paralellik göstermekte ve düzenli olarak izlenmektedir.
Banka, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun kredi sınırları ile ilgili 54. maddesi hükümlerine tabi değildir. Bununla birlikte Banka, Bankacılık Kanunu tarafından getirilen genel kredi sınırlamalarına uyma konusunda özen göstermekte ve 11173 numaralı Kurul Kararı’nca İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. ile İller Bankası A.Ş. hariç olmak üzere Kalkınma ve Yatırım Bankalarına getirilen yükümlülük çerçevesinde kaldıraç düzeyi dikkate alınarak Banka’nın bir gerçek ya da tüzel kişiye veya risk gruplarına kullandırabileceği kredilerin risk tutarı toplamının ana sermaye tutarlarına oranı Risk Yönetimi Direktörlüğü’nce izlenmektedir.
Teminatlandırma politikası gereğince, büyük ölçüde yurt içi banka riskine dayalı kredilendirme yapıldığından hareketle, ekonomik konjonktüre bağlı olarak kredilendirme misyonunu yerine getirebilmek amacıyla tek bir banka için hazine işlemleri hariç olmak üzere nakdi ve gayrinakdi toplam kredi riski tutarının %20’sine kadar risk üstlenilebilmektedir.
Türk Eximbank’ın gerek kısa gerekse orta ve uzun vadeli kredi programları, Yönetim Kurulu’nun onayladığı finansal koşullarla (vade, faiz, teminat vb.) ve program bazlı uygulama esaslarına bağlı kalınarak sunulmaktadır. Kredi fiyatlamasında kaynak maliyeti, kullandırılan kredinin tüm unsurları, müşterinin kredi değerliliği, işlemin vadesi, teminat yapısı, piyasalarda faiz oranlarındaki değişim göz önüne alınarak Aktif-Pasif Komitesi tarafından belirlenmekte ve Banka’nın ihracatçılara mevcut piyasalar ve riskli/yeni ülkelerde rekabet gücü kazandıracak maliyetlerle finansman imkânı sağlama misyonu gözetilmektedir.
Sigorta programları kapsamında oluşan ticari ve politik riskler her yıl yenilenen anlaşmalar ile reasürör firmalara devredilmektedir. Genel ilke olarak, bahse konu risklerin belli bir oranı Türk Eximbank üzerinde tutulmaktadır. 2025 yılı itibarıyla söz konusu oran %50’dir.
İhracat kredi sigortası faaliyetleri çerçevesinde, prim oranları, ilgili risklerin unsurları (ödeme şekli, vade, alıcının/bankanın/hükümetin risk sınıfı, ülke risk sınıfı, piyasa koşulları, uluslararası ölçekteki fiyatlamalar vb.) ve teminat altına alınacak alacağın vadesi göz önünde bulundurularak belirlenmektedir.
Nakdi kredilerde bir firmanın ulaşabileceği kredi riski seviyesi aşılmamak kaydıyla, Yönetim Kurulu’nca belirlenen vade, faiz ve teminat unsurları dahilinde Genel Müdürlük Kredi Komitesi kararıyla kredi kullandırılmaktadır. Bu yetki, Banka özkaynaklarının %1’i ile sınırlıdır.
Banka’nın kısa vadeli TL ve Döviz kredileri için nakdi/gayri nakdi yurt içi banka limitleri Yönetim Kurulu tarafından onaylanmaktadır.
Doğrudan kullandırılan kredilerde, kredinin anapara, faiz ve ihracat taahhüt riski toplamının %100’ü oranında asli teminat tesis edilmektedir. Asli teminat unsurları arasında Banka teminat mektubu, devlet iç borçlanma senetleri, Banka sigorta poliçeleri, nakit ve menkul kıymet rehni, ipotek ve İGE ile Kredi Garanti Fonu Kefaleti yer almaktadır.
Yönetim Kurulu tarafından verilen yetki çerçevesinde, belirli tutara kadar olan alıcı limiti talepleri kademeli olarak ilgili birimlerce, söz konusu tutarı aşan bütün alıcı limiti talepleri ise Yönetim Kurulu’nca karara bağlanmaktadır.
Banka tarafından bir firmaya tahsis edilebilecek en yüksek kredi tutarı, ilgili kredilerin Uygulama Esasları’nda yer almakta ve bu tutarlar Yönetim Kurulu kararıyla belirlenmektedir.
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 93’üncü maddesine dayanılarak, finansal istikrarın güçlendirilmesine ve kaynakların daha verimli kullanılarak kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına yönelik atılacak koordineli makro ihtiyati adımlar kapsamında BDDK tarafından yayınlanan çeşitli düzenlemeler dikkate alınarak SYR hesaplamaları gerçekleştirilmekte ve yasal raporlara yansıtılmaktadır.
BDDK raporlamasında kredi riskine dâhil olan karşı taraf kredi riski ise türev ve/veya para piyasası sözleşmesinde yer alan iki paydaşın da şartlar yerine getirilmediğinde ortaya çıkan kayıp olasılığını dikkate alan bir risk türü olmakla birlikte temerrüt riski, kredi değerleme ayarlaması ve merkezi karşı taraf riskini kapsamaktadır. Hem kredi hem de piyasa risk faktörlerinden etkilendiği için hibrit bir risk türü olarak kabul edilmektedir. İlgili risk kategorisi Basel III Standart Yöntem ile hesaplanmaktadır.
Operasyonel Risk
Operasyonel risk, yetersiz veya başarısız dâhili süreçler, personel ve sistemlerden veya harici olaylardan kaynaklanan kayıp riskini ifade etmektedir.
BDDK düzenlemelerine uygun olarak “Temel Gösterge” yaklaşımına göre hesaplanan operasyonel riske esas tutar, Banka’nın sermaye yeterliliği rasyosunun hesaplanmasında Basel II’nin Birinci Yapısal Blok riskleri kapsamında dikkate alınmaktadır.
Yasal raporlamalar dışında operasyonel riske konu Banka kayıplarının yer verildiği Kayıp Veri Tabanı dikkate alınarak risk iştahı seviyesine uyumluluk takip edilmektedir. Yönetim Kurulu tarafından belirlenen politikalar çerçevesinde, operasyonel riskin yönetilmesi işlevi Operasyonel Risk Komitesi tarafından yerine getirilmektedir.
Piyasa Riski
Piyasa riski, Banka’nın bilanço içi ve bilanço dışı hesaplarda yer alan pozisyonlarında finansal piyasalardaki dalgalanmalardan kaynaklanan faiz, kur ve fiyat değişimlerine bağlı olarak ortaya çıkabilecek zarar ihtimalini ve bunun sonucu olarak da Banka gelir/gider kalemi ile özkaynak kârlılığında meydana gelebilecek değişiklikleri ifade etmektedir.
Banka’nın maruz kaldığı piyasa riskinin ölçülmesinde, BDDK tarafından yayımlanmış olan “Standart Metot ile Piyasa Riski Ölçüm Yöntemi” esas alınarak “Kur Riski”, “Spesifik Risk” ve “Faiz Riski” (Banka’nın Hisse Senedi Pozisyon Riski bulunmamaktadır) hesaplanmaktadır.
Söz konusu yöntem çerçevesinde hesaplanan menkul kıymet, faiz ve kur riski toplamını içeren “piyasa riski” aylık olarak, “Yabancı Para Net Genel Pozisyon/Özkaynak Standart Oranının Bankalarca Konsolide ve Konsolide Olmayan Bazda Hesaplanması ve Uygulanması Hakkında Yönetmelik” kapsamında hesaplanan kur riski ise haftalık olarak hazırlanarak Kurum’a raporlanmaktadır.
Banka’da yer alan alım satıma konu türev ürünler ile menkul kıymetlerin çeşitli piyasa koşulları altında getirebileceği kayıp tutarlarını analiz etmek ve uluslararası finans literatürü dikkate alınarak istatistiki bilgi edinmek maksadıyla Riske Maruz Değer (Value at Risk) ve Beklenen Kayıp (Expected Shortfall) hesaplamaları da gerçekleştirilmektedir.
Kur riskinin yönetilmesi kapsamında, Hazine Direktörlüğü tarafından Banka’nın kur riskine maruz pozisyonları günlük olarak takip edilmekte ve Yönetim Kurulu tarafından onaylanan limitler dahilinde kalmak kaydıyla, piyasadaki gerçekleşmeleri ve beklentileri göz önüne alarak işlem yapılabilmektedir.
Banka, varlık ve yükümlülükleri arasında kur riski açısından son derece dengeli bir politika izlemektedir. Yabancı para varlıklar ve yükümlülükler arasında para birimi, vade, faiz tipi uyumunun mümkün olan en yüksek düzeyde sağlanması esastır. Bu amaçla borçlanma stratejileri elden geldiğince Banka’nın varlık yapısına göre belirlenmektedir. Bunun mümkün olmadığı hâllerde çapraz para swapları (para ve faiz) ve para swapları gibi türev ürünler kullanarak veya mümkün olduğu hâllerde Banka’nın varlık yapısında değişiklikler yaparak uyum sağlanmasına çalışılmaktadır.
Bankacılık Hesaplarından Kaynaklanan Faiz Oranı Riski
TP ve Döviz cinsinden faize duyarlı varlık ve yükümlülüklerin, sabit ve değişken faiz bazında ayrımı ve bunların varlık ve yükümlülükler içindeki ağırlığının gösterilmesi suretiyle faiz oranlarındaki olası değişimlerin Banka sermayesini nasıl etkileyeceği tahmin edilmektedir. TP ve Döviz cinsinden “faize duyarlı” tüm varlıklarla yükümlülüklerin tabi olduğu faiz oranlarının vadesinde (sabit faizlilerde) veya faiz ödeme dönemlerinde (değişken faizlilerde) yenileneceği yaklaşımından hareketle, ilgili vade aralıklarında ilgili para birimi cinsinden faize duyarlı açık (fazla) tutar, yeniden fiyatlandırmaya kalan süreler itibarıyla (boşluk analizi) ortaya çıkarılmaktadır. Faize duyarlı tüm varlık ve yükümlülüklerin faiz yenileme dönemlerine göre ayrıştırılması suretiyle piyasa faiz oranlarındaki olası simetrik ve asimetrik değişmelerden Banka’nın hangi vade aralığında ne yönde etkileneceği belirlenmektedir.
Döviz cinsinden ve TP cinsinden varlık ve yükümlülüklerin ağırlıklı ortalama vadeye kalan gün sayılarını gösteren tabloların, periyodik dönemler itibarıyla hazırlanması suretiyle varlık ve yükümlülükler arasında vade uyumsuzlukları (mismatch) belirlenmektedir.
Banka’da, sabit ve değişken faizli farklı döviz cinslerinden varlık ve yükümlülüklerin uyumuna önem verilmekte ve faiz değişikliklerinin bilanço üzerinde yaratabileceği olumsuz etkileri sınırlamak amacıyla yüklenilebilecek sabit/değişken faizli varlık ve yükümlülük uyuşmazlığı seviyesinin makul düzeyde tutulmasına özen gösterilmektedir.
BDDK tarafından 12 Mayıs 2025 tarih ve 32898 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Bankacılık Hesaplarından Kaynaklanan Faiz Oranı Riskinin Standart Yaklaşımla Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik” çerçevesinde faiz oranı şoklarının Banka bilançosu üzerindeki etkisini ölçmeye yönelik stres testi niteliğindeki raporun gönderimine 2025 yılında da devam edilmiştir.
Yönetmeliğe göre, faiz şoklarının Banka bilançosunda yaratacağı net bugünkü değer değişimlerinin ilgili aydaki ana sermayeye oranının %15’i geçmemesi gerekmektedir. İlgili oran, Banka’nın güçlü özkaynak yapısı ile varlık ve yükümlülük uyumunun yüksek olması nedeniyle yasal sınırın oldukça altındadır.
Likidite Riski
Likidite riski bankaların yükümlülüklerini zamanında ve/veya makul bir maliyetle karşılayamama olasılığıdır. Bu kapsamda, yükümlülüklerin zamanında yerine getirilememesi “Fonlama Likiditesi Riski”, makul maliyetler ile yerine getirilememesi ise “Piyasa Likiditesi Riski” olarak tanımlanmaktadır. Banka likidite risk yönetimi yapısı oluşturulmasındaki amaç, günlük likidite ihtiyaçlarının karşılanabilmesi, net fonlama ihtiyacının ölçülmesi ve yönetilmesi ile Banka ve piyasa kaynaklı likidite krizi dönemlerinde banka faaliyetlerinin emin bir şekilde sürdürülebilmesidir.
Banka’nın likidite riskine ilişkin genel politikası, çeşitli operasyonel şartlar altında potansiyel nakit akım ihtiyaçlarını karşılayabilecek tutarda uygun maliyetli bir likidite seviyesinin sürdürülmesine dayanmaktadır. Bu amaca yönelik olarak, mevcut kredi stokları ve mevcut nakit değerlerden hareketle nakit akım tabloları hazırlanmakta ve buna bağlı olarak ilave kaynak ihtiyacı ve zamanlaması belirlenmektedir.
Likidite yönetiminde likidite rasyolarının yanı sıra, diğer bilanço rasyoları, likit varlıkların tutar ve vade yapısına ve fonlama kaynaklarının çeşitlendirilmesine ilişkin kurallar da dikkate alınır. Likidite riski yönetiminin hem niceliksel hem de niteliksel yönden birlikte ele alınması esastır.
Niceliksel göstergeler likidite riskinin erken fark edilmesini sağlarken, niteliksel boyut ise, likidite riskini tetikleyici olayların tanımlanması ile riskin sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesini sağlamaktadır.
Banka kısa vadeli likidite ihtiyacını, yurt dışı ve yurt içi Bankalardan temin edilen kısa vadeli krediler, para piyasalarından repo yoluyla temin edilen kısa vadeli fonlar, uzun vadeli likidite ihtiyacını ise Dünya Bankası, AYB gibi uluslararası kuruluşlardan temin edilen orta-uzun vadeli borçlanmalar ve tahvil ihracı gibi sermaye piyasalarından temin edilen fonlar yoluyla sağlamaktadır.
Banka kısa vadeli kredilerini kısa vadeli, orta-uzun vadeli kredilerini ise orta-uzun vadeli kaynaklardan fonlamaya ve bu konudaki uyumsuzluğu mümkün olduğunca azaltmaya çalışmaktadır.
Bu çerçevede, likidite riskinde Türk parası ve yabancı para için BDDK tarafından yayımlanan “Bankaların Likidite Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik”te öngörülen yasal sınırlar dikkate alınmaktadır. Yasal likidite yükümlülüklerine ilave olarak Banka’nın varlık ve yükümlülük kalemleri kalan vadelerine göre vadesiz, 1 aya kadar, 1-3 ay, 3-12 ay, 1-5 yıl ve 5 yıl üzeri olarak sınıflandırılmakta ve ilgili vadelerdeki varlık-yükümlülük uyumu da stres testleri yapılarak yakından izlenmektedir.
Likidite Acil ve Beklenmedik Durum Planı, Banka’nın likidite durumuna ilişkin faaliyetlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmemesinden etkilenebilecek tarafların hak ve çıkarlarını korumak amacıyla hazırlanmıştır. Likidite Acil Durum Planı’nın uygulanması ile acil durum sonrası Banka’nın hızlı bir biçimde normal iş akışlarına dönebilmesini sağlamak amaçlanmaktadır. İlgili plan, aksiyonlar ve süreçleri de dahil olmak üzere, Banka’nın mevcut likidite riski analizi ve stres testinde kullanılan senaryo ve varsayımların sonuçları ile entegre olarak belirlenmiştir. Plan, Banka’nın iş süreklilik planları ile uyumlu ve birlikte uygulanabilir şekilde oluşturulmuştur.
Banka’nın en önemli işlevlerinden birisi, Banka’nın likidite gereksinimlerini sağlayacak fonları hazır bulundurmaktır. Banka bu fonları çeşitli piyasalardan temin ederken, daima maliyet konusunu göz önünde bulundurmaktadır. Ancak kriz durumlarında maliyetine katlanmak suretiyle fon bulmak öncelikli hâle gelebilmektedir. Zorunlu olmamakla birlikte Banka acil likidite ihtiyacını karşılarken Likidite Acil ve Beklenmedik Durum Planı’nda yer verilen kaynaklara başvurmaktadır.
Yoğunlaşma Riski
Türk Eximbank Bankacılık Kanunu’nun Kredi Sınırlarına ilişkin 54. Maddesi’nden muaf olmakla birlikte Risk Yönetimi Direktörlüğü tarafından yoğunlaşma riskine ilişkin belirlenen metrikler takip edilmektedir. İlave olarak yoğunlaşma riskine İSEDES Raporu’nda yer verilmekte ve BDDK tarafından yayımlanan “Yoğunlaşma Riski Yönetimine İlişkin Rehber”de yer alan yoğunlaşma riski yönetimi uygulanabilirliğinin göstergesi olan yöntemler kullanılarak risk ölçümü yapılmaktadır.
Sürdürülebilirlikle ve İklimle Bağlantılı Finansal Riskler
Sürdürülebilirlik (çevresel, sosyal ve yönetişim) ve iklim kaynaklı risk ve fırsatları proaktif bir şekilde yöneterek kaliteli bir büyüme modeli önceleyen Banka, gerek BDDK tarafından yayınlanan “İklimle Bağlantılı Finansal Risklerin Yönetimine İlişkin Rehber” gerek TSRS dikkate alınarak bu hususlarda temel stratejik yaklaşımını risk yönetimi, fırsatların değerlendirilmesi ile şeffaflık ve raporlama üzerine inşa etmektedir. Bu çerçevede Yönetim Kurulu onaylı Sürdürülebilirlik ve İklimle Bağlantılı Finansal Riskler Politikası ile ilgili risklere uyumu izlemek üzere kurulan Sürdürülebilirlikle ve İklimle Bağlantılı Finansal Riskler Komitesi sürdürülebilirlik alanında risk kültürünün yaygınlaştırılması ve uzun vadeli büyüme stratejisi açısından yol haritası niteliğindedir. Bununla birlikte Ağustos ayında yayınlanan Türk Eximbank TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nda fiziksel ve geçiş risklerinin sayısallaştırılmasına yönelik çalışmalar yürütülmüş ve çeşitli aktarım mekanizmaları yoluyla Banka bilançomuza etkileri analiz edilmiştir.
Model Riski
Banka faaliyetleri kapsamında kullanılan finansal modeller, risk ölçüm ve değerlendirme modelleri, düzenleyici raporlama modelleri, tahmin ve senaryo analizlerine dayalı modeller ile diğer matematiksel ve istatistiksel modellerin; doğruluk ve geçerliliklerinin yeterli olmaması, hatalı veya eksik kullanımı, varsayımların geçerliliğini yitirmesi, yetersiz testler veya yanlış uygulamalar nedeniyle beklenen performansı gösterememesi sonucunda ortaya çıkabilecek riskleri ifade etmektedir. Bu kapsamda model riski, söz konusu yetersizliklerin Banka’nın risk ölçüm, değerlendirme ve karar alma süreçlerini olumsuz etkileyebilecek sonuçlar doğurabilecek durumları da içermektedir.
Banka’da kullanılan modeller; geliştirme, uygulama ve izleme aşamalarında amacına uygunluk, temel varsayımların geçerliliği, kullanılan verilerin yeterliliği ve model çıktılarının karar alma süreçlerine etkisi dikkate alınarak değerlendirilmektedir. Modellerin performansı ve sınırlılıkları düzenli olarak izlenmekte, gerekli görülen durumlarda güncelleme ve iyileştirme çalışmaları yürütülmektedir.
Model riski yönetimi; Yönetim Kurulu tarafından onaylanan Model Riski Yönetimi Politikası ve model validasyon süreçleri çerçevesinde yürütülmektedir. Bu kapsamda modellerin geliştirilmesi, kullanımı, izlenmesi ve gözden geçirilmesine ilişkin süreçler tanımlanmış olup, model sonuçlarının tutarlılığı ve uygunluğu bağımsız gözden geçirme ve doğrulama faaliyetleri ile değerlendirilmektedir.
Ayrıca İSEDES Raporunda Ülke Riski ve baz riski ile yeniden fiyatlama riski gibi Yapısal Faiz Riskine yer verilmekte ve ilgili risklere özgü parametreler dikkate alınarak stres testleri gerçekleştirilmektedir.